|
Salı, 22 Aralık 2009 22:45 |
|
"GEZEGENİMİZ ALARM VERİYOR, KÜRESEL ISINMAYI DURDURUN"
12 Aralık eyleminde, Korhan Özyıldız ve Çağatay Kadı tarafından okunan basın metnimiz
Değerli basın emekçileri, değerli dostlar, İklim değişimine karşı mücadelede kritik bir aşamadayız. Gezegenin sağlığıyla oynayan küresel kapitalizm, tümüyle çıldırmış durumda. Bu sevimli bir çılgınlık hali değil, ölümcül, öfkelendiren hastalıklı hale gelmiş bir sistemle karşı karşıyayız. Gerçekten de bu hastalığı yenmek zorundayız, yoksa hastalık tüm canlı yaşamına ağır bir darbe vurmaya hazırlanıyor. Kopenhag'da hükümetlerarası iklim zirvesi başladı. Kyoto Protokolü sonrasında iklim değişimine karşı küresel bir çerçeve metninde, fosil yakıt salımlarının belirli oranlarda düşürülmesi zemininde anlaşma sağlanıp sağlanamayacğı bu zirvede belli olacak. Öncelikle öfkemizi ve neden öfkeli olduğumuzu sizinle paylaşmak istiyoruz. Öfkeliyiz çünkü, Altı gündür, 190 dan fazla hükümet yetkilisi, 15.000’den fazla delege sadece pazarlık yapıyorlar. Öfkeliyiz çünkü, Güya dünyanın en gelişkin demokrasileri olduğunu iddia eden ülkeleri kapalı kapılar ardında yaşamlarımız uğruna kararlar alıyorlar. Öfkeliyiz çünkü, Gelişmiş ülkelerin tarihsel sorumlulukları karşılığı ayırdıkları mali fon “ tabut paralarımıza" dahi yetmeyecek kadar küçük. Öfkeliyiz çünkü, Hükümet temsilcileri hala insanlığın ve gezegenin karşı karşıya kaldığı en büyük felaket karşısında dahi kâr etmeyi düşünerek karbon ticaretini, nasıl daha fazla kâr elde edebileceklerini konuşmayı sürdürüyor. Öfkeliyiz çünkü, Küresel ısınmadan bizzati sorumlu olan gelişmiş ülkeler hala sorumluluk almaktan kaçıyor. Öfkeliyiz çünkü, Bizleri temsil ettiğini iddia eden hükümet yetkilileri şirket sözcüleri gibi davranıyor. Öfkeliyiz çünkü, Kopenhag’da, hükümetlerarası iklim zirvesinde korkunç bir ihanet sergileniyor. Halkların İklim Forumu’nun açılışında Naomi Klein “Öfkeli olmak bizim sorumluluğumuz” demişti. Evet bizler öfkeliyiz Tuvalu’lu kardeşlerimiz gibi. Gelecek kuşaklara karşı sorumluyuz, bize ev sahipliği yapan gezegenimize karşı sorumluyuz, konuşamayan, yürüyüş yapamayan, slogan atamayan ama küresel ısınma ile çoğu yitip gidecek bitkilere, hayvanlara karşı sorumluyuz. Ve biliyoruz ki Kopenhag’da yapılan her bir pazarlık, sıcaklıktaki her bir derece artış, gerçek bir anlaşmaya varılmadan geçirilen her bir gün aslında ne kadar insanın öleceğini, ne kadar insanın iklim mültecisi olacağını, ne kadar insanın daha yoksullaşacağını, aç kalacağını, ne kadar bitki ve hayvan türünün yok olacağını belirleyecek. Öfkemizin nedenlerinden birisi de Kopenhag'ın bir belirsizlikler, bir iki yüzlülükler yumağına dönmüş olması. Yapılan pazarlıklar, herhangi bir akılla, mantıkla, vicdanla açıklanamaz. Küresel ısınmanın şiddetini artıran da bu şiddet karşısında yoksulları, canlıları çaresiz bırakan da kâr güdüsüyle çalışan şirketlerin yaşamı umursamayan tutumları, şirketlerin sözcüsü gibi çalışan hükümetlerin vurdumduymazlıkları, fosil yakıtlara düşkünlükleri, insani ve çevresel ihtiyaçları hiçe sayan sadece tüketimi teşvik üzerine kurulu sistemlerin ve ideolojileri. Bizler şu an dünyanın dört bir yanında eylem yapanlar, Kopenhag sokaklarını dolduran on binlerce insan hep birlikte haykırıyoruz “ sessiz sedasız ölmeyeceğiz” . Kopenhag’a katılan hükümetlere sesleniyoruz. Asıl sizler için Kopenhag son şans. Ya Kopenhag’dan atmosferdeki karbondioksit oranını 350 ppm’e indirmeyi hedefleyen (kabul eden) uluslararası bir sözleşmeyi oluşturur, karbon ticaretine izin vermez, küresel ısınmanın durdurulması için teknolojiyi, mali kaynakları ve temiz enerji kaynaklarını pazarlık konusu yapmadan ülkelerarası kullanıma açarsınız ya da milyarlarca insanın gözünde suçlu olursunuz. Bilerek, tüm uyarılara rağmen, kasıtlı olarak, isteyerek, şirket karları için, petrol için, kömür için, silah için, savaş için insanlığı ve gezegeni felakete sürüklediğiniz için sorumlu olursunuz. Hükümet yetkililerine taleplerimiz karşılanmadan, Kopenhag'da bu talepler etrafında yükümlülüklerin altına girmeden geri dönmeyin diyoruz. Bomboş gidip bomboş gelerek, turistik seyahat yapıp Kopenhag'ın tarihi bölgeleri hakkında bilgilenmiş olarak dönmeyin geriye. Kopenhag'da da karşılaşacaksınız bizimle, Türkiye'ye döndüğünüzde de. Kopenhag'da 1999 yılında DTÖ zrivesini dar eden iklim ve adalet hareketinin aktivistleri sizi karar almaya zorlamak için ellerinden geleni yapıyor, yapacak. Biliyoruz ki Seattle'da olduğu gibi biz kazanacğız, gezegen kazanacak, sesini çıkartamayan, örgütlenemeyen ve kâr çılgınlığına dayalı sistemin iklim krizinin ürünü olan tüm canlı yaşamı kazanacak. Küresel Eylem Grubu
Destekleyen kurumlar:
TTB İstanbul Tabip Odası Petrol-İş Sendikası Genel Merkezi Hava-İş Sendikası Petrol-İş Antikapitalist Öğrenciler Çevre İçin Hekimler Derneği Çevre ve Tüketiciyi Koruma Derneği Devrimci Sosyalist İşçi Partisi Doğu Akdeniz Sivil Platformu DÖH DTP Dünya Yalnız Bizim Değildir Platformu Emekçi hareket Partisi Genç Siviller Greenpeace Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe İstanbul Veteriner Hekimleri Odası Marul Öğretim Üyeleri Derneği ÖSH SODEV Tunceli Dernekleri Federasyonu Yeşiller Partisi |
|
Son Güncelleme: Salı, 22 Aralık 2009 23:10 |
|
Our planet sounds the alarm |
|
Cuma, 11 Aralık 2009 20:22 |
|
Dear Members of the Press, dear Friends;
We are angry, It has been six full days since the climate summit – for which we have been waiting and whose organization has taken a long time - about the future of the existence of life has started.
We are angry, That during these six days, more than 100 governmental officials, more than 15,000 representatives are bargaining and nothing more;
We are angry, Because the allegedly most advanced democracies of the world, are taking decisions regarding our lives behind closed doors.
We are angry, Because the financial fund that has been allocated by the developed countries in remuneration for their historical responsibilities would not be enough “even to buy us coffins”.
We are angry, As they still think about making profits in the face of the greatest catastrophe that has been faced by humanity and the planet; and talk about carbon trade.
We are angry, Because the developed countries who are responsible for the global warming per se, are withdrawing from their responsibilities.
We are angry, About the fact that the government officials claiming to represent us are acting as if they are the spokespeople for the corporations.
We are angry, Because of the terrifying betrayal currently taking place in the Bella Center, Copenhagen.
Naomi Klein, in the opening of The Klimaforum – “The People’s Climate Conference” said that “it is our responsibility to be angry”. Yes, we are angry, like our brothers and sisters from Tuvalu. We have a responsibility to the future generations; we have a responsibility to our planet that hosts us; we have a responsibility to the plants and animals, which cannot talk, walk or chant slogans, but most of which would cease to exist as an effect of global warming. And we know that each and every negotiation in Copenhagen, each one degree increase in temperature, each day that is spent without reaching an agreement, will actually determine how many people will die, how many people will become climate refugees, how many people will fall into poverty, how many people will experience hunger, how many plant and animal species will be extinguished. The negotiations so far cannot be explained by any logic, any wisdom or any conscience. What increases the severity of global warming, and leaving the poor people, and living species helpless in front of this severity, is the product of the attitudes of the corporations - that operate only with the aim of maximising profits - which don’t care about life; the callousness of the governments that act as if they are the representatives of the corporations, their fixation with the fossil fuels; the systems and ideologies that are based on encouragement solely of consumption, ignoring completely the needs of human beings and the environment.
We, activists who organize events all around the world, tens of thousands of people who filled the streets of Copenhagen, scream out loudly: “we will not die quietly”.
We are calling out to the governments participating to Copenhagen Summit: Copenhagen is actually the last chance for YOU. Either you prepare an international treaty that accepts responsibility and aims to reduce the atmospheric carbon dioxide level below 350 ppm, doesn’t allow carbon trade, and opens the technological, financial and clean energy resources that are required to stop climate change to international use without making these a bargaining issue, or you will be guilty in the eyes of billions of people for dragging humanity and the planet into a catastrophe - knowingly, willingly, deliberately, in spite of all the warnings, and for corporate profits, for oil, for coal, for arms, for war...
We will not let this happen.
Global Action Group (Küresel Eylem Grubu) |
|
“Gerestêrka me ne ya firotanê ye.” |
|
Cuma, 11 Aralık 2009 20:49 |
|
Gerestêrka me ne ya firotanê ye
Ji bo xelaskirina îro û pêşerojê
Li dijî guherîna îqlimê werin têkoşînê!
Sala 2009’an di têkoşîna li dijî guherîna avhewayê ( îqlim) de dê wekî dîroka herî girîng bê bibîranîn. Êdî gotina, defa hewarê lê dikeve, têrê nake. Êdî em her roj her saniye bi xetereyê re dijîn, tevahiya gerestêrkê bi karesatê re rû bi rû ye.
An em ê guherîna avhewayê rawestînin an jî ev jiyana ku em dizanin dê bi dawî bibe. Bi tenê ne ji bo mirovahiyê, her wiha dê hemû çawaniya jiyana giyaneweran biguhere û dê koka candaran biqele.
Şewba nexweşînên nû, ne pirsgirêka pêşerojê lê belê pirsgiraka îroyîn e.
Golên ku ziwa dibin, daketina birhên binê çeman ne pirsgirêka pêşerojê, lê belê pirsgirêka îroyîn e.
Bager dê di pêşerojê de nebin, îro hene.
Lehî, bahoz ne pirsgirêka sibê ne.
Ziwahî ne gefek e ku di rojeke pêşerojê de li benda me ye. Metirsiya îro ye.
Zanyar û aktîvîstên ku ji bo sekinandina guherîna îqlimê têdikoşin, nîqaş dikin ku bê ka “xeta xetereyê” derbas bûye yan na. Gelo em ji xeta rêya jêveneger derbas bûne yan na?
Lewma wextê me nemaye.
Ji ber vê yekêKomcivîna Avhewayê ya ku îsal di meha berfanbarê de dê li Kopenhagê çêbibe gelekî girîng e.
Divê em rê li ber guherîna avhewayê bigirin .
Divê em jiyanê biparêzin.
Kesên ku dê 12’ê berfanbarê de werin Kopenhagê û bi biryarên ji bo çend dolaran, ji bo qezenca şîrketan, ji bo hilberîna kapîtalîzmê û ji nû ve hilberîna wê, ji bo berdewamiya polîtîkayên bikaranîna sotemeniyên fosîlî xizaniya global kûrtir bikin, bi ser de jî bixwazin xizanan carekê jî li pêşberî encamên guherîna avhewayê bêçare û ji mirinê re rû bi rû bihêlin. Em ê jî dengê xwe yê ji hemû bajarên cîhanê bi van gotinan bersivê bidin wan:
“Ne komir, ne neft, ne nukleer/Roj, ba, têrî me dikin.”
“Gerestêrka me ne ya firotanê ye.”
“Ne qezenc, jiyan”
“Sotemeniya fosîl bi kar neyînin, îfraza karbonê herî kêm %80’yî daxin, 350 ppm’ê qebûl bikin.”
“Em ne peymanake bazirganî ya navneteweyî ya nû, yeke adîl, bi berpirsî û pabendî û yeke xwedî bergirî ku îfraza gazê bi awayekî teqez kêm dike, em peymaneke ku ne qezencê lê belê jiyanê diparêze dixwazin.”
Em ê bangî rayedarên hikumetê yên ku dê herin Kopenhagê bikin:
“Hema dev ji çêkirina santralên nû yên termîk ên bikomir berdin.”
“Berê xwe bidin çavkaniyên enerjiyê yên tên nûkirin, berê xwe bidin berdariya enerjiyê û tasarûfa enerjiyê.”
“Zagonên pêwîst zû derxin, pereyan ji bo girtina tedbîrê ji bo gelemperî xerc bikin.”
Sala 2009’an gelo dê gerestêrk, bindestî , xizan, îro û pêşeroj qezenc bike, yan na dê bibe sala ku dê diyar bike ku em ê bibin lêqewimiyên rûxaneke topyekûn a ji bo berjewendiyên şîrketan.
Koma Çalakiyên Kûrewî, her kesî vedixwîne têkoşîna li dijî guherîna îqlimî, vedixwîne têkoşîneke xurtir. |
|
Son Güncelleme: Cuma, 11 Aralık 2009 20:56 |
|
Salı, 27 Ekim 2009 21:07 |
|
İdil, 24 Ekim günü Galatasaray Lisesi Önüne üzerinde "350" yazan iki pankartla geldi. Pankartların hazırlanma öyküsünü İdil'in çocuklara yazdığı mektuptan, fotoğraflarına ise sitemizdeki fotoğraflar linkinden ulaşabilirsiniz. Hepimizin yapabileceği mutlaka bir şeyler var. Teşekkürler İdil, 12 Aralık'ta daha kalabalık bir eylemde görüşmek üzere.
|
|
Devamını oku...
|
|
|