4 Aralık eylem çağrısı

02
Ara 2010

İnsanlığın ve tüm canlıların karşı karşıya kaldığı en büyük tehlike; iklim değişikliği karşısında kıllarını kıpırdatmayan liderlere sesleniyoruz.

“ Uyumayın iklim değişikliği için harekete geçin”

Saat 14.00 Taksim Tramvay Durağında buluşuyoruz.
Liderlerin iklim değişikliği konusunda derin uykuda hallerini göstermek için eyleme gelirken yanınızda pijamanızı, yorganınızı ve yastığınızı getirebilirsiniz.
14:30’dan itibaren ise Tramvay’dan- Galatasaray’a yürüyüş.
“Erdoğan çevre katliamından vazgeç, iklim için harekete geç!” 2012 yılı sonrasında iklim değişikliği konusunda devletler yaklaşımlarını belirlemek üzere Meksika’nın Cancun kentinde 29 Kasım-10 Aralık tarihlerinde BM iklim değişikliği zirvesi 16.Konferansı (16.COP) altında bir araya gelecekler.

Bu yıl iklim değişikliğinin çok can acıtıcı olaylarını yaşadık. Rusya bin yılın en yüksek sıcaklarıyla kavruldu. Pakistan’da yaşanan sel felaketinde ülkenin beşte biri sular altında kaldı, 20 milyon insan evsiz barksız kaldı. Dünya’nın her bir tarafından sel, yangın, heyelan, kuraklık felaketlerini duyduk, tanık olduk.

Milyonlarca insanın canını yakan bu olaylar karşısında hükümetler tam bir aymazlık içindeler. Meksika-Cancun’da düzenlenecek iklim zirvesine yönelik hiçbir hükümet temsilcisinin ciddiye alınabilecek ne bir önerisi ne de bir hazırlığı bulunmakta. Bu yüzden iş bize düşüyor. İklim değişimini durdurmanın ölüm kalım meselesi olduğunu bilen, tüm dünya halklarının omuzlarına.

Türkiye’de de hükümet farklı değil. Hükümet yetkilileri Rize'de 11 kişinin ölmesine yol açan aşırı yağış ve heyelanı, İstanbul ve Bursa'daki aşırı yağışları doğal afetler kapsamında görmekte. Pakistan, Rusya orman yangınları, seller, kuraklıklar her biri onlar için “ doğal afetler”. Tüm bu “doğal afetler” karşısında takındıkları tavır ise gözyaşı dökmek, üzüntülerini bildirmek. İklim değişikliğini durdurmak için gerçekçi, somut herhangi bir talebe sahip değiller. İklim değişikliğini durdurmak için hazırladıkları ulusal strateji planlarının hiç birinde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, enerji verimliliği ve tasarrufu konusunda somut ölçülebilir bir hedefleri bulunmadığı gibi karbon salımlarını artırıcı kirli enerji yatırımlarına hız vermiş durumdalar. Termik santral yapımından, HES'lerden, nükleer santral ve 3. Köprü yapımından hiç ama hiç bir beis görmemekteler. Üstüne üstlük Biyolojik çeşitliliği ve Tabiatı Koruma Yasası ile bugüne kadar korunabilmiş doğal sit alanlarını arsızca maden aramalarına, kentleşmeye, HES'lere açmaktalar.

İklim değişikliğini yaratan içinde yaşadığımız sistemdir. Sistemin azgın sömürü çarklarına insanlar gibi tüm doğa sunulmuş durumdadır ve şirketlerin kârları için tek evimiz dünya da hızla sona doğru sürüklenmektedir. Birincil ve en önemli görevleri vatandaşlarının yaşamlarını sağlamak ve korumak olan hükümetler ise vatandaşlarının değil şirketlerin çıkarlarını gözetmekten başka bir şey yapmamaktalar.

Biz iklim adaleti aktivistleri, insanlar için, gezegenimizdeki tüm canlılar için bu krizin çözülebileceğini biliyoruz. İnsanlığın geldiği bilimsel seviye, teknolojik gelişim, yenilenebilir enerji kaynaklarının varlığı şayet şirketlerin kârları için değil de bir ve ortak çıkara sahip insan ve doğanın çıkarları için kullanılırsa bu krizi aşabiliriz. Bunun için Cancun Zirevsinden; karbon salımlarını 350ppm seviyesine çekmeyi hedefleyen uluslararası bağlayıcı bir sözleşmeyi talep ediyoruz. Türk hükümetinin tüm kirli enerji ve ulaşım yatırımlarından hızla vazgeçmesini (Termik santral, HES’ler , nükleer santral, 3.köprü ) talep ediyoruz. Biyolojik çeşitliliği ve Tabiatı Koruma Yasası’nın derhal geri çekilmesini talep ediyoruz. Hükümetin Rize'de, Pakistan'da ölenler için gözyaşı dökmesini değil, bunları durdurmak için harekete geçmesini talep ediyoruz. Ve kendilerine soruyoruz:

Hareket geçmeniz için daha kaç Pakistan, daha kaç Rize olması gerekiyor?

Küresel Eylem Grubu