Makaleler

Filipinler: Küresel ısınma, devlet ve devrim

14
Kas 2013

Amerika, Asya ve Okyanusya kıtaları arasındaki dünyanın en büyük okyanusu olan Pasifik'in batısındaki 7107 adadan oluşan Filipinler'i vuran Haiyan ya da yerel halkın verdiği adla Yolanda tayfunu, bugüne kadar kaydedilmiş en güçlü kasırgalardan biri.

Hızı saatte 300 kilometreyi aşan süper tayfunun yarattığı 15 metreyi bulan dalgalar, şehirleri vurdu. Aynı anda toprak kaymasına da neden oldu. 673 bin kişi evinden olurken, binlerce insanın öldüğü ve yaralandığı tahmin ediliyor.

105 milyon nüfusuyla Asya'da 7. ve dünyada en kalabalık 12. ülke olan Filipinler'de 11 milyon 300 bin kişi acil gıda, sağlık ve eğitim hizmetlerine ulaşamıyor. 4 milyondan fazla çocuk iklim felaketinin mağduru.

2012'de Visayas ve Mindanao bölgelerini vuran Bopha süper kasırgası, 1000 kişinin ölümüne ve büyük bir yıkıma neden olmuştu. Visayas ve Mindanao, Filipinler'in üç ana coğrafi bölgesinden ikisi. Yolanda da aynı yerde etkili oldu.

Pasifik'in yanıbaşında, volkanik adalardan oluşması ve ekvatora yakınlığıyla zaten deprem ve kasırgaların sıklıkla görüldüğü Filipinler'de şimdi yaşananlar ise yeni bir durum.

Yıkılmış şehir Tacloban

Lecte adasındaki 220 bin nüfuslu Tablocan kentinde bütün binalar yıkıldı. İçme suyu ve elektrik kesildi. Havaalanı da yıkıldı. Bir meclis üyesi, Tacloban'daki durumu şöyle anlatıyor:

"Yıkım olağanüstü boyutlarda ve geniş bir alanda. Her şeyi baştan inşa etmek zorundayız. Bölgemizi bir sıfır noktası gibi görüyoruz, tam üzerimize bir nükleer bomba düşmüş gibi hissediyoruz". (BBC)

Tüm hastanelerde tıbbi malzeme ve ilaç sıkıntısı baş gösterdi. Yardım için gönderilen gıda, tıbbi malzeme ve eşyalar, tayfundan zarar görenlere ulaştırılamıyor.

Evleri yıkılan çok sayıda kişi, hayatta kalabilmek için sokaklarda yemek ve su aramaya başladı.

Hükümete bağlı pirinç deposu yağmalandı. Polis ve asker 100 bin ton pirinç alan yağmacıları durduramadı.

Salgın hastalıklar yayılmaya başlarken, açlık ve susuzlukla hayatta kalmaya çalışan halk, koşulları iyileştirmeyen ve yardım etmeyen devlete öfkeli.

Devletin önceliği düzeni korumak

Filipinler hükümeti, Tacloban'da yağmalamaların önüne geçmek için zırhlı araçlar konuşlandırdı. 22:00-06:00 saatleri arasında sokağa çıkma yasağı ilan edildi. İçişleri Bakanı Mar Roxas, "Halka, özellikle kötü niyetli olanlara, yetkililerin geri döndüğünü göstermek için zırhlı araçları şehirlerde dolaştırıyoruz" dedi ve hükümetin önceliğini şöyle sıraladı:

"Başlıca önceliğimiz, kanun ve nizamı tekrar sağlamak, ikinci önceliğimiz halka gıda ve su ulaştırmak, üçüncüsü ise ceset torbaları dağıtmak."

Tayfunu izleyen üç kritik gün boyun Tacoban ve diğer yıkılmış kentlere hiçbir yardım ulaştırmayan hükümet, kolluk güçlerini düzeni korumak için gönderdi.

Filipinler ordusu sözcüsü Ramon Zagala, "Bölge çok geniş ve çok sayıda helikopterimiz olmasına rağmen şu anda onları ihtiyaç duyulan yardım malzemelerini dağıtmaları için her yere ulaştırmak bizim için gerçekten çok güç" diye yakınıyor.

ABD'nin liderliğindeki "Terörle Savaş" koalisyonun üyesi olan ve Irak'ın işgaline katılan Filipinler, ABD tarafından "NATO üyesi olmayan başlıca müttefik" olarak adlandırılıyor. Tarihi diktatörlük ve darbelerle dolu olan ülkede, ordu belirleyici güç. ABD yardımıyla içerdeki İslamcı isyan hareketiyle yıllardır savaşan "güçlü" Filipinler ordusu, iklim felaketine uğrayan halkı kurtarmaya gelince birdenbire güçsüz oldu.

Her burjuva hükümeti gibi, Filipinler hükümetinin de önceliği mevcut düzeni silahlı güçler zoruyla korumak, eskisi gibi sürdürmek. Her devlet gibi Filipinler devleti de işçileri ve yoksulları kurtarmak için değil isyanları bastırmak için harekete geçti.

Küresel ısınma arttıkça kasırgaların sayısı ve şiddeti artacak

Süper Tayfun, en güçlü kasırgadır, bir tayfundan yaklaşık 5 kat daha şiddetli. Son 20 yılda kasırga ve süper kasırgaların hem sayısı hem de şiddeti artıyor. Araştırmalar, fırtına sayısı ile okyanus yüzeyindeki suların sıcaklığındaki artışın bağlantılı olduğunu gösteriyor.

Son 100 yılda dünyanın ısısı yaklaşık 1 derece, deniz suyu sıcaklığı da yaklaşık 0,7 derece arttı.

Bilim insanları, kasırgaların yoğunluğu ile karbondioksit (CO2) gibi sera etkisine yol açan gazların toplanması ile atmosferin ısınması arasında yakın bir bağlantı bulunduğunu ortaya koymuştu.

Petrol, kömür, doğalgaz gibi fosil yakıtların tüketilmesi sonucu açığa çıkan karbonidoksitin başını çektiği sera gazları, atmosferdeki doğal dengeyi değiştirerek gezegenin ısısını artıyor.

Atmosferdeki karbondioksit oranı 400 ppm'yi geçti. 2 derecelik bir ısı artışını önlemek için bu oranının 350 ppm'de tutulması gerektiği uzun zamandır biliniyor.

Isı arttıkça Kuzey Kutbu eriyor. Erime, buzulların altındaki çürümüş bitki örtüsünden ve deniz tabanlarından metan gazının sızmasına neden oluyor.

Haiyan tayfunu ortaya çıkmadan kısa bir süre önce, Dünya Meteoroloji Örgütü, geçen yıl sera gazlarında rekor kırıldığını açıkladı. Gazların küresel ısınmaya yol açan etkisi 1990'lara göre üçte bir oranında arttı.

Uzmanlar, son verilerle, küresel ısınmanın son 14 yıldaki rekor sıcaklık artışlarından sonra daha büyük bir güçle geri döneceğine inanıyor.

Geçen on yılda yaşanan kasırgaların yüzde 60 ila 70'inin doğrudan küresel ısınmayla bağlantılı olduğunu söylüyor.

Dünya, küresel ısınmanın yıkıcı yüzünü 2005'te Atlas Okyanusu'nda doğup ABD'nin New Orleans eyaletini sular altında bırakan Katrina kasırgasıyla görmüştü. Katrina'nın hızı saatte 160 kilometreteye ulaşmıştı ve o da bir süper tayfundu.

8 yıl sonra Pasifik'ten doğan Haiyan'ın hızı 320 kilometre olarak ölçüldü. Doğu Visayas'taki Tacloban kentinde yaşanan trajedi, yıkımın ulaştığı boyutları sergiliyor.

Canlı yaşamına uygun olmayan bir iklime neden olacak 2 derecelik ısı artışına doğru insanlığı sürükleyen küresel kapitalizm, küresel ısınmanın vahim sonuçlarını bugünden yaşatıyor.

Küresel kapitalizm, iklim krizini çözmeye yanaşmıyor

Birleşmiş Milletler, Filipinler için 301 milyon dolarlık yardım çağrısında bulundu ve acil ihtiyaçlar için 25 milyon dolar fonu kullanıma açtı. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu birçok devlet, insani yardım göndermeye ve dokunaklı mesajlar yayınlamaya başladı.

Aynı anda Polonya'da toplanan Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi'nde ağlayarak konuşan Filipinler İklim Komiseri Naderev Sano ise, "Ülkem, küresel ısınma sorununun çözülmesi için 30-40 sene daha geçmesini bekleyemez. Bu çılgınlığı artık durdurun" diyerek küresel ısınmayla mücadele için yeterli adımları atmaya yanaşmayan devletleri protesto etti.

İklim görüşmelerinden anlamlı bir sonuç çıkana kadar açlık grevi yapacağını açıklayan Sano, 'Dev tayfunların artık günlük hayatın parçası olduğu bir geleceğin önüne geçmek için ciddi adımlar atabiliriz' dedi.

Atılması gereken adımlar çoktandır belli: Fosil yakıt kullanımı yüzde 100 oranında kesmek, güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmak, enerji verimliliği sağlamak..

2011 yılında Durban'da toplanan iklim zirvesinden, 2015'te yürürlüğe girecek, sera gazı emisyonlarını kısan bir anlaşma kararı çıkmıştı. Bu anlaşma 2020'ye ertelendi! Polonya'daki iklim zirvesinin gündemi de küresel ısınmaya karşı etkili önlemleri alması istenen bu anlaşma. Ancak bu konuda henüz bir ortaklık yok, olması da zor gözüküyor.

Dünyanın en büyük ekonomisi Çin ve G-20'nin önde gelen üyesi Hindistan, "gelişmekte olan ülkeler" olduklarını söyleyerek sera gazlarını kısmaya yanaşmıyor. Avrupa'da atmosfere en fazla sera gazı yollayan üç ülkeden biri olan Türkiye de aynı şeyi söylüyor. Avrupa Birliği, kömürden vazgeçmiyor.

Küresel kapitalizmin sermaye birikimi ve rekabete dayanan yapısı, devletlerin insanlık ve gezegen adına birleşmesine değil, her bir devletin kendi egemen sınıfının çıkarları doğrultusunda davranmasına yol açıyor.

Hiçbir egemen sınıf ise fosil yakıt kullanımından vazgeçmeye ve yenilenebilir enerji kullanmaya yanaşmıyor.

Filipinler'de yaşanan trajedi ve dünyanın birçok yerinde kasırgalar, kuraklık, orman yangınları ve hortumlarla gelen felaketler gösteriyor ki, küresel ısınmaya karşı mücadele, her bir ülkede dünya devrimi için mücadele etmektir. İklimi değiştiren sistemi değiştirmeliyiz.

Volkan Akyıldırım, marksist.org, 14 Kasım 2013