Makaleler - İklim Değişikliği

Temiz, verimli, düşük karbonlu kömür diye bir teknoloji yok!

19
Kas 2013

Profesör P. R. Shukla ve Dr. Metz’in açıkladığı bildiri, ECF’in girişimiyle hazırlanmış ve aralarında Postdam İklim Enstitüsü’nden Prof. John Schllnhuber, Uygulamalı Ekoloji Enstitüsü’nden Dr. Felix Christian Matthes, Ecofys’ten Dr. Niklas Höhne, MIT’den Prof. Jeffrey Stenfield ve Union of Concerned Scientist’den Prof. Peter C. Frumhoff‘unda bulunduğu, iklim ve enerji konularında önde gelen 27 bilim insanının imzasını taşıyor.

Grubun sözcüsü olan Hollandalı iklim bilimci Dr. Bert Metz, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 3. (2001) ve 4. (2007) Değerlendirme Raporları’nda iklim değişikliğinin nasıl durdurulması ve sera gazı azaltımının (mitigasyon) nasıl sağlanması gerektiği üzerine çalışan 2. Çalışma Grubu’nun başkanlığını yapmıştı. Halen Avrupa İklim Vakfı’nın Danışma Kurulu üyesi olan Dr. Metz ayrıca Kyoto Protokolü görüşmelerinde Hollanda delegasyonunun da başındaydı.

Böylesine önemli bilim insanlarının ortak imzasıyla açıklanan bildiri kömür endüstrisinin iddialarını ayrıntılı bir biçimde hazırlanmış rakam ve grafiklerle çürütüyor. İşte bildiriden satır başları:

Yeni kömür santralleri 2 derece hedefiyle çelişir

- Bildiride “unabated“, yani karbonu tutulmamış kömürlü termik santrallerin hiçbir şekilde düşük karbonlu sayılamayacağı söyleniyor. Toplantıda, burada belirtilen “karbon tutma” teknolojisinin henüz ticari olarak kullanılabilir hale gelmediğini hatırlatan Dr. Metz, pratikte tüm kömür santrallerinden bahsettiklerini, ancak teknik olarak, henüz teorik düzeyde de olsa, karbon tutma teknolojileri olduğu için bu ayrımı yapmaları gerektiğini söyledi.

- En verimli kömür santrallerinin bile karbon emisyonunun yenilenebilir enerji sistemlerine göre en az 15 kat, doğal gaza göre 2 kat fazla karbon saldığı kaydedilen bildiride, “yüksek verimli düşük emisyonlu kömür yakma teknolojileri” diye bir terim kullanılmasının yanıltıcı olduğunu belirtiliyor. En verimli kömür satralleri kilovat saat başına 750 gram karbondioksit salarken, verimli gaz santralleri 350 gram salıyor. Yenilenebilir enerji santralleri işletimleri esnasında hiç CO2 salmamakla birlikte, üretimleri sırasında salınanlar dahil tüm ömürleri boyunca sorumlu oldukları CO2 salımları şöyle: Kilovat saat başına, rüzgar 10-20 gram, güneş (fotovoltaik) 35-50 gram, güneş (termal) 15-30 gram.

Kömür kısıtlı karbon bütçemizi hızla tüketir

- Bildiride petrol ulaşımda kullanıldığı için yerine yenilenebilir enerjinin konmasının daha zor olduğu, oysa elektrik üretiminde kullanılan kömürün, yerini kolaylıkla yenilenebilir enerjiye bırakabileceği söyleniyor. 2010′da Cancun’da yapılan 16. iklim zirvesinde bütün ülkelerin küresel sıcaklık artışını 2 derecede tutmakta anlaştıkları, hatta 1,5 derecede tutmayı hedefledikleri hatırlatılan bildiride, IPCC raporuna göre ısınmayı %66 olasılıkla 2 derecede sınırlamak için bundan böyle dünya ülkelerinin en fazla 1050 gigaton CO2 salabileceği söyleniyor. Bu da bilinen küresel fosil yakıt rezervlerinin 3863 gigaton olan karbon içeriğinin yaklaşık dörtte birine denk geliyor. Bu toplam rezervin yarısından fazlasını (2191 gigaton) kömür oluşturuyor.



Bu son derece kısıtlı karbon bütçesinin hazırda kolay alternatifleri olmayan deniz ve hava yollarıyla karayolu yük taşımacılığı için ayrılması gerektiği açıklanan bildiride, bu nedenle de kömür kullanılan enerji sistemlerinin yerlerini mümkün olan en kısa sürede karbonsuz alternatiflere bırakması gerektiği kaydediliyor. Bir kömürlü santralin 40-50 yıl çalıştığı belirtilen bildiride, karbon dioksitin atmosferde yüzlerce yıl kaldığı da hatırlatılarak, verimli de olsa yeni kömür santralleri kurmanın karbon emisyonlarının düşmesine değil, artmasına ve kalıcı hale gelmesine hizmet edeceği belirtiliyor.

Kömürdeki artış hızı 6 dereceden fazla ısınmayı garantiler

- Mevcut gidişat ise endişe verici. Kömürden enerji üretimindeki artış hızı, dünyanın yüzyıl sonuna kadar 6 dereceden fazla ısınmasına neden olacak kadar fazla. Uluslararası Enerji Ajansı‘nın (IEA) 2012 raporundaki projeksiyona göre, kömürün birincil enerjideki payının artış hızı 6 derece ısınmayı ganatileyecek hızın üzerinde seyrediyor. Alttaki grafikte kırmızı kesikli çizgi 6 dereceyi garantileyecek kömür kullanımı artış hızıyken, son yıllardaki gerçek artış hızı bunun üzerindeki siyah kesikli çizgide gözleniyor.

- Bildiride önümüzdeki karbon bütçesinde kömüre kesinlikle yer olmadığı açıklanıyor. Yeni ve daha verimli teknolojilerle yenilenen ve ömrü 40-50 yıl daha uzatılan kömür santrallerinin de gidişata zarar vereceği belirtiliyor. Bildiride yüzlerce bilim insanının katılımıyla 2012′de yapılan bir hesaba göre ısınmayı 2 derecede sınırlamak için kömürün toplam enerji üretimindeki payının 2050′ye kadar %80-96 azaltılması gerekiyor. Aşağıdaki grafikte siyah alan kömürü gösteriyor.

- Bildiride enerji kaynaklarının maliyetleri de karşılaştırmalı olarak veriliyor. OECD ülkelerinde fosil yakıtlardan enerji üretmenin maliyet spektrumuyla (aşağıdaki grafikteki gri alan) diğer enerji kaynaklarını karşılaştıran bir çalışmaya göre sağlık ve iklim üzerinde yarattığı maliyet de hesaba katıldığında halen karasal rüzgar santralleri, hidroelektrik ve jeotermal enerji kömürden ucuz veya aynı fiyata geliyor.

Bunun piyasaya da yansıdığı söylenen bildiriye göre 2012′de açılan yeni enerji üretim kapasitesinin %42′sini büyük barajlar dahil olmamak üzere yenilenebilir enerji oluşturuyor.

Kalkınma bankaları kömüre finansman sağlamayı durdurdu

- Bildiride ele alınan bir nokta da artık kalkınma bankalarının kömür endüstrisini finanse etmekten vazgeçmiş oldukları. Dünya Bankası, ABD Exim Bank, Avrupa Yatırım Bankası gibi yatırım kuruluşları artık istisnai durumlar dışında yeni kömür santrallerine finansman vermiyorlar. ABD’de Çevre Koruma Ajansı kömür santrallerine ilişkin düzenleyici mekanizmalar açıklarken, Çin de özellikle hava kirliliğiyle ilgili kaygılar nedeniyle üç kıyı bölgesinde yeni kömür yatırımlarını durdurdu.

Bilim insanlarının bildirisi “temiz kömür” söyleminin ne kadar yanıltıcı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Kaynak: Ümit Şahin, Yeşil Gazete, 18 Kasım 2013